Merhaba!
Sayfanın adresinden
de anlaşılacağı gibi bu bir keşif yolculuğu, bu yolculuğu unutturulmuş bir
benliğin arayışı olarak da tarif edebiliriz. ‘Erkek Olmak' dendiğinde aklınızda
ne canlanıyor? Sünnet olmak mı, askere gitmek mi, evlenmek mi, baba olmak mı?
Ailenin, toplumun, medyanın ve dahası günümüz kültürünün 'erkek olmak' üzerine
çok da düşünmediği ortada. Erkeğe bakış açısı, onun ergenliğe girişinden
itibaren dişiden haz duyan ve onu dölleyen, öfkelenen, egosunu besleyen,
kıskanan, huysuzluk çıkaran, arabasını seven ya da daha fazlasını elde etmeye
çalışan açgözlü bir canlı olduğu yönünde.
Bu bakış açısına göre erkeğin bir sürü ev ödevi ve sorumluluğu
bulunuyor. Bunlar arasında iyi vatandaş, hayırlı evlat, müşfik baba, kıskanç
koca, ev reisi, tedarikçi, şehit, gazi, kariyer tutkunu, para ve materyal
düşkünü olmak gibi bizim kendimizi keşfetmemize engel olan binlerce yükümlülük yer
alıyor. Erkek egemen olduğunu söyledikleri bir kültürde doğuyoruz, bir oğulları
olduğu için anne-babamız büyük mutluluk ve gurur duyuyor. Sonra büyümeye
başlıyoruz ve büyüdükçe itaat kültürünü derinden hissetmeye başlıyoruz. Bize,
durumu anlamayalım diye ne kadar değerli bir varlık olduğumuz sürekli anlatılıyor.
O kadar değerliyiz ki henüz kanunlar önünde reşit sayılmadığımız ama her türlü
travmaya ve etkiye açık olduğumuz yaşlarda vücudumuzun bir parçası budanıyor.
Ne de olsa bu o kadar da önemli bir organ değil ve onu taşıdığımız için hayat
boyunca utanç duymamız sağlanıyor. İlk kurban ritüelinin ardından sürekli bizim
dışımızda bir şeye feda ediliyoruz. Durum öyle bir noktaya geliyor ki
hiçbirimiz bu itaat ve feda kültürünü sorgulamayı bile aklımızdan geçirmiyoruz.
Utanmamız, çekinmemiz, ağlamamamız, gülmememiz, çalışmamız ve günü geldiğinde
hazlarımız için onların istediği gibi davranmamız isteniyor. Tek yaptığımız, ailemizin
ve toplumun sözünden çıkmamak halini alıyor. Bizim için uygun görülen okula
gidiyor, uygun görülen işe giriyor ve makbul buldukları eşle hayatımızı onların
uygun bulduğu şekilde birleştiriyoruz. Bu filmi neredeyse herkesin çok tanıdık
bulduğunu görür gibiyim.
Bir sonraki yazı: "Savaşçının Yolu- Fiziksel Güç"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder